Sunday, May 26, 2013

Bu son entry de alaçatı da yeme-içme ve gece hayatından bahsedicem. Gerçek Ege yemeği yemek istiyorsanız, sebzelerden hayal edemiyeceğiniz tadlar almak istiyorsanız hemen Köşe Kahvenin oradan aşağı doğru yürümeye başlayın ve yolun sonundan sağa Hacı Memiş’e doğru kıvrıldığınızda karşınıza çıkacak bu olağanüstü yerle tanışın.. Asma Yaprağının Sahibi Ayşe Hanım ve ekibi tüm güleryüzüyle sizleri karşılayacaktır. Aman rezervasyonsuz gitmeyin. Bu sene sokağa uzunlamasına ve ara sokağa yayılmış bile olsalar yer bulmak gerçekten çok zor.. Eski bir Alaçatı evi içerisinde hizmet veren Asma Yaprağı’nda giriş katı mutfak.. Tezgah üzerinde o günün menüsünü açık büfe gibi bulabilirsiniz..Üst kat ise sıcak bir ev ortamı modunda döşenmiş, sedir ve uzun bir masaya yanında iki küçük masa eşlik ediyor…Zeytinyağlılar, mezeler dışında kuzu tandır ve özel köftelerinden de yemelisiniz.. Ve bitirişi benim her gittiğimde taparak yediğim balkabaklı tatlı üzerine iki top sakız dondurma ile yapın.


Asma Yaprağı dışında Ege Mutfağı denilince diğer akla gelen yer ise Roka Bahçe.. Yıllarca Şarabi olarak hizmet veren mekan, müşterilerinden gelen Ege mutfağı talepleri sonucunda geçen sene böyle bir değişikliğe gitme kararı almış.. İyi ki de yapmışlar.. Muhteşem bahçesi, begonvilleri, avizesi ve dekorunun yanında bir de lezzetli yemekleriyle hem mideye hem de göze hitap ediyor diyebilirim.

İtalyan yemekleri yemek isterseniz tercihiniz Mi Casa olsun.. Yüzyıllık Dut ağacının altında, geniş bir bahçede hizmet veren mekan yemek sonrası bar olarak da çok in… Mi Casa’ya alternatif isterseniz Kemal Paşa Caddesi’nin en sonundaki Mona‘yı önerebilirim.. Burayı sadece yemek için düşünebilirsiniz… Bir alternatifte geçen sene açılan Tapu… Bahçesi çok keyifli diyebilirim.. Ama açıkçası benim ilk tercihlerimden olmaz..Dikkat ederseniz size Tuval ya da Kırmızı Ardıç Kuşu demiyorum, demiyeceğim de…


Senelerin mekanı Yaya… Hem yemek hem de yemek sonrası içki için kesinlikle uğranması gereken yerlerden biri.. Kapısından girdikten sonra arkada bahçesinin bu kadar büyük olabileceğini hayal bile edemezsiniz..Şişarka‘da yiyeceğiniz güveçte köftenin ve taş fırında kuşbaşı etin tadı damağınızda kalacak…Roxy ve Yan Bar’ın ortaklarından Murat Öztürk’ün sahibi olduğu Bumba Bistro’da yiyeceğiniz dürüm ve hamburgerlere bayılacaksınız.. Eeh bir de yanında Murat’ın çalacağı enfes müziği eklersek, akşam için doğru tercihlerden biri diyebilirim. Balık için Alaçatı Port’daki Port Balık ve tabi ki Ferdi Baba‘nın yerini kimse tutamaz.. Yiyeceğiniz enfes kabak çiçekleri ve mezeler dışında size Port Balık’ta kesinlikle yemeniz gereken şeyi söylüyorum.. Tarçınlı küçük rollar halinde gelen, içinin tahin olduğunu tahmin ettiğim tatlısı… Bir tabak sizi asla kesmiyecek şimdiden söylüyorum.

Yemeğimizi yedik… Şimdi asıl nereleri gezelim, nerelerde ne içelim derseniz…
Yemek sonrası ilk olarak bu sene yeni açılan Tektekçi‘de birkaç shot yaparak geceye başlayabilirsiniz.. Ama siz de benim gibi kalabalığa, tıklım tıkışlığa gelemiyorsanız buradan çıkıp hemen yan kapısı Göz Lounge’a geçin ve direk Armut Votka’nızı sipariş edin… Heryerin aksine size çerez yerine salatalık ve o gün hangi meyveyi uygun gördülerse onu servis etmekteler.. Geçen sene açılan Göz Lounge küçük bir Alaçatı evinin avlusunda yer almakta.. Bu sene mekanı biraz daha genişletip, dekorasyonuyla oynamışlar. Zaten çok sevdiğim mekan iyice sevimli olmuş diyebilirim..

Burdan çıkıp artık biraz da eğlenelim, dans edelim diyorsanız haydi Emre Ergani’nin mekanı Biber‘e…Ya da bu sene açılan Sobe’ye.. Gittiğimde fırsat olmadı uğramaya ama çok methini duydum.. duyduk duymadık demeyin! Nar’da bir turşu shot yapmadan yola ve geceye devam etmeyin derim…Gece elbette ki Shot Bar’da biter… ya da isterseniz direk geceye orda başlayın…ve orda devam edin.. Yol üstünde gelene geçene bakarken o lezzetli shotları yudumlamaktan büyük zevk alacaksınız.. Sahibinin gerçekten özenerek hazırladığı, envai çeşit shotlar içerisinde kendinizi kaybedeceksiniz..

Tabi bunlar dışında, cuma geceleri Babylon Oldies But Goldies Partylerini, Alaçatı Port’ta bu sene açılan ve her haftasonu MFÖ’den Kenan Doğulu’ya kadar konserlerin olduğu Bu Bi Olay Yeri’ni, gene Alaçatı Port’daki Deli Deli’yi tavsiye edebilirim. Geçen sene Babylon Monk olarak hizmet veren yer bu sene Hayal Kahvesi olarak karşımızda.. Canlı müzikten hoşlananların tercih edeceğine eminim.. Bunlar dışında tüm plajlar geceleri gece klubü olarak hizmet vermekte.. Eğer tercihiniz bu yöndeyse gideceğiniz yerler 7800, Bobou, Sole Mare, Marrekech, perş geceleri Oben Budak’ın dj.liğinde Kafe Pi, Supper Club olmalı..

Bahsettiğim bu beach-clubların çoğu Çeşme aya yorgide bulunuyor tabi..Mekanların çoğu 10-15 yıldır oranın demirbaşı haline geldi. Ancak Alaçatı/Çeşmenin son yıllardaki artan popüllerliği nasılda Istanbullu turistleri mıknatıs gibi çekmeye başladıysa mekanların ürün-fiyat yerleştirmesi de buna paralel olarak artış gösterdi! Yanlış anlamayın bu serzenişim "geliyolar Istanbul dan, Bodrum dan buraya hem adım atçak yer bırakmıyolar hemde fiyatların hep artmasına sebep oluyolar" şeklinde değil, ancak örnek vermem gerekirse Sole Mare de (ki benim oldum olası en favori mekanımdır) bundan 6-7 sene önce hafta içi giriş ücretsiz hafta sonuda  10,15 lira arası bişeydi ki girişte 1 içki bedavaydı. Şimdiki duruma gelirsek hafta içi 30 tl haftasonu ise 40 tl oldu. Bu durumdan Çeşmenin yerli halkı ve Izmir den senelerdir yaz aylarında Çeşmeye göç eden halk da efsane rahatsız hala geldi. Yani diyeceğim o ki eğer tatil rotanızda çeşme-alaçatı  varsa ve bütçenizde limitliyse giriceğiniz, geziceğiniz yerleri önceden araştırmanız faydalı olur. Umarım bu blog da size bu bağlamda yardımcı olmuştur. Sizleri rüzgar sörfçülerin selamladığı gibi "Rüzgarınız bol olsun!" diyerek selamlıyorum. Belki başka bir blog yazısında görüşmek üzere hoşçakalın..

No comments:

Post a Comment